Alak Sûresi 4-5: Prefrontal Korteks, Yapay Zekâ ve Kuantum Dalga Fonksiyonu

Alleme bi'l-kalem + ʿalleme'l-insâne mâ lem yaʿlem. Kalem = encoder + recorder — bilgiyi soyutlayıp sembolize edip kaydeden her şey: tahtadan kalem, klavye, yapay zekâ encoder'ı, insan beyninin prefrontal korteksi, ve nihayetinde kâinatın kader kalemi — kuantum mekaniğindeki measurement problem / dalga fonksiyonu çöküşü. İlim = data değil, soyutlama + genelleme + kayıt. İnsan âlem-i sağîr; akıl bir cins kalem, hâfıza bir cins Levh-i Mahfûz.

Tefekkür
Tüm Yazılar
Sûre & Hermenötik

Alak Sûresi 4-5: Prefrontal Korteks, Yapay Zekâ ve Kuantum Dalga Fonksiyonu

Alleme bi'l-kalem + ʿalleme'l-insâne mâ lem yaʿlem. Kalem = encoder + recorder — bilgiyi soyutlayıp sembolize edip kaydeden her şey: tahtadan kalem, klavye, yapay zekâ encoder'ı, insan beyninin prefrontal korteksi, ve nihayetinde kâinatın kader kalemi — kuantum mekaniğindeki measurement problem / dalga fonksiyonu çöküşü. İlim = data değil, soyutlama + genelleme + kayıt. İnsan âlem-i sağîr; akıl bir cins kalem, hâfıza bir cins Levh-i Mahfûz.

Felsufi·8 dk okuma·2024-10-02·Medium'da görüntüle ↗

Aşağıdaki metin, Felsufi'nin kendi okuma ve tefekkür denemesidir. Klasik tefsir geleneğinden farklı yaklaşımlar — tasavvuf, modern bilimle sentez, Risale-i Nur perspektifi — içerebilir. Yazarın şahsi içtihadı olduğu için alternatif klasik yorumlar mevcuttur; bu metin tek doğru okuma iddiası taşımaz, bir bakış açısı sunar.

*(Sûrenin önceki âyetleri için: 'Alak Sûresi 1: İlk Besmele, Büyük Resim, ve Metafizik Paradigma' ve 'Alak Sûresi 2-3: Fetüs ve Ontolojik Öncelik'.)

اَلَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ

Alak 96:4

اَلَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ — 'O ki kalemle öğretti.'

عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Alak 96:5

عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ — 'İnsana bilmediğini öğretti.'

Kalem kökü Kur'an'da 4 yerde geçer (Alak 4, Kalem 1, Lokman 27, Âl-i İmrân 44). Bunların 2'si çoğul (aklâm), 2'si tekildir. Etimolojik olarak odunun yontularak oluşturulan ucu keskin parçası demektir.

Âl-i İmrân'da kura çekmek için kullanılan aklâm fal okları gibi odun parçaları iken, diğer 3 yerde geçen kalem kelimeleri yazma amaçlı kullanılan şeydir.

Alak Sûresi'nin ilk 5 âyeti (birinci öbek) temas ettiği diğer âyetler, seçilen kelimeler, bu kelimelerin hususî dizilişi ve işlenen konu birçok tefsirde çok genişçe anlatılmış. Bu âyet öbeğinin henüz dikkat çekilmeyen hâlâ çok yönleri var.

Fakat biz ileride Kur'an'ı ve kâinatı beraber okuyabilmek için yardımcı olacağını düşündüğümüz bir perspektifi aktarmak istiyoruz. Bunları birkaç alt başlık altında adım adım izah edelim:

Öğrenmek: Soyutlama + Genelleme + Kayıt

Alleme bi'l-kalem diyerek Ekrem olan Rabbin, böyle bir kaydetme işlemi ile öğrettiğini — hususan insana bilmediğini öğrettiğini — bize bildirir.

Information / mâlumât / bilgi edinmek ile ilim farklı şeylerdir. İlmin en önemli esaslarından biri bilgiyi soyutlamak ve genel geçer kurallara, prensiplere ulaşabilmektir. Yüzlerce yıl boyunca ayın bulunduğu bütün pozisyonlarını gün gün ezberlese biri bu ilim sayılmaz.

Ama bir takım denklemlerle — mesela Kepler'in kanunlarıyla — soyutlayıp tüm zamanlar için genelleştirebilir ve gelecekte de geçmişte de hangi konumda bulunduğunu bu denklemin hesaplanması ile çıkarabilir. İlim böyle bişeydir.

Yapay Zekânın temelinde bulunan Makine Öğrenmesi (Machine Learning) de aynı şekilde — işlenen data'yı en efektif bir şekilde sıkıştıracak bir modele ulaşmakla olur.

Bir şeyin davranışını anlamak için yüzlerce, binlerce data topladık diyelim. Tüm bu data noktalarını bir tabloya yazmak ile ilim olmaz. Bu data'yı bir model ile sıkıştırmak (compress) — yani daha öz, daha soyut ifade etmek — gerekir ki aynı modeli kullanarak genelleştirme yapabilelim, görmediğimiz durumlar için de tahminde bulunabilelim.

Tüm bu data'yı birkaç sâbite ve bir formül ile temsil ettiğimizde, gözlemlerden genelleme yapabilecek soyut bir davranışa ulaşmış oluruz.

Bu tek boyutlu (sadece x ölçülüyor) çok basit bir örnek. Normalde gördüğümüz eşyâ ve hâdiseleri biz beyinde binlerce özellikle temsil ederiz. Ama yine o şeyi 3-5 özelliğe sıkıştırırız ki hem hatırlayabilelim, hem de genelleyebilelim.

Kur'an'ın dilinde isimler — objelerin ve olayların arkasındaki soyut ve cinslerine/türlerine genelleştirilebilir davranışlardır. Örnekteki parametrik polinom formülü gibi.

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِؤُنِي بِاَسْمٓاءِ هٰٓؤُلٓاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

Bakara 2:31

'Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sundu: «Doğru sözlüyseniz şunların isimlerinden bana haber verin» dedi.'

Sema (Bakara 2:29), isim (Bakara 2:31) ve haber verme / nebe / hikâyeleştirme / nedensellik ilişkisi kurma (Bakara 2:33) — bu konuyla alâkalı ama izahı başlı başına ayrıca bir yazı ister.

Bu yazı çerçevesinde şimdilik sadece şu ifadeyi bir kenara koyalım: Öğrenmek, bilgiyi önceki bilgilerle ilişkilendirip, soyutlayıp, genel geçer prensiplere / kurallara / hükümlere ulaşabileceğimiz bir prosestir.

Yazmak: Encode + Record

Yazmak — en yaygın anlamda hâdiseleri, kavramları harfler ile yani semboller ile kaydetmektir (record). Fakat bu semboller, harfler, karakterlerin sayısı kaydedilecek kelime sayısı yanında çok kısıtlıdır. Aynı şekilde kelime sayısı da yazılabilecek cümle sayısı yanında kısıtlıdır.

Hâdiseleri ve kavramları az sayıdaki sembollerin, kelimelerin komposizyonu ile kaydederiz — ki yazmak budur. Dilin komposizyonel bu özelliği aynı zamanda üretken (generative) olmasını da beraberinde getirir.

Bir hâdiseyi yazı ile birine aktarmak aslında o ortamın yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu bir video kaydını göndermek değildir. O hâdisenin genelleştirilebilir özelliklerini cümlelerle, kelimelerle, harflerle kaydetmek ve o kaydı göndermektir.

Genelleştirilebilir özelliklerden kasıt: yazıyı okuyacak kişinin dünyasında o harflerin, kelimelerin bir karşılığının bulunmasıdır. Bu tarz soyutlama ve genelleştirme mutlaka bilgi kaybı demektir. Esasında kamera video bile kaydetse, yine de olan şeyi tüm ilişkileriyle aktaramaz.

Mesela bir elma gördünüz ve bunu yazarak aktarmak istediniz. 'Elma' yazdığınızda o elma gözlemine dair birçok bilgiyi aslında hazfedip, görmezden gelip, konuyla ilgili aktarmak istediğiniz özelliğini aktarırsınız. İsterseniz rengiyle kokusuyla betimlemeye çalışın — yine de tam olarak aktaramazsınız. O gözlemlediğiniz elmanın şekli, rengi, kokusu yanında konumu, moleküllerinin konumu, hareketi, sıcaklığı, yaşı, üzerindeki yer çekimi, güneş çekimi, atom sayısı vs. yazmakla bitmeyecek kadar özelliği vardır. Bu bir tek elma gözlemi için.

وَلَوْ اَنَّ مَا فِي الْاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلَامٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِهِ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Lokmân 31:27

'Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de — onun ardından yedi deniz daha eklenerek (mürekkep) olsa — yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez.'

Özetle, yazmak da aslında eşyâ ve hâdiselerin en önemli (kerîm) olan hususiyetlerini bir takım işâret ve sembollerle kaydetmektir. Bunu da bir kenara koyalım.

Kalem: Encoder + Recorder

İkraʾ-okumak nasıl ki harfleri, sembolleri yan yana getirip üst anlama ulaşmaktır — kalemin yaptığı işlem de üst anlamı sembollere bölüp bu sembolleri yan yana getirip yazmaktır, kaydetmektir.

Bu anlam şemsiyesinin altına şunlar girer:

— Tahtadan yapılan kalemler
— Daktilo / klavye
Yapay zekânın encoder kısımları
İnsan beyninin prefrontal korteksi
— Hatta bir üst seviyede: geleceği esmâ-yı ilâhî'yi esas alıp geçmişe bakıp (effective cause) kanunlar, imkânlar, dalga fonksiyonu ile yazan — ve geçmişi de esmâ-yı ilâhî'yi esas alıp, geleceğe bakıp (telos) olaylar, fenomenler, parçacıklar ile yazan — ve bilimde henüz ferdiyetini ve mâhiyetini tam netleştiremediğimiz ama hususiyetlerini ayrı ayrı keşfettiğimiz Levh-i Mahfûz'u yazan kalem.

İnsan aklına ve kuantum mekaniğindeki measurement problem (ölçüm problemi) diye bilinen fenomene Kalem anlamı altında yaptığımız atıf biraz garip, farklı gelmiş olabilir. Biraz açalım.

Alternatif okuma — Kalem'in genişletilmesi
Felsufi burada Kalem'i prefrontal korteks, yapay zekâ encoder'ı ve kuantum dalga fonksiyonuna kadar genişletir. Bu okuma klasik tefsir konsensüsüne ait değildir — modern bilim kavramlarının metne dışarıdan eklendiği bir eisegesis (içe-okuma) örneğidir. Klasik müfessirler (Râzî, Taberî, İbn Kesîr) Kalem'i ilk yaratılan aklâm-ı ilâhî, Levh-i Mahfûz'a yazan kalem ve insanın yazma araçları olarak ele almıştır. Felsufi'nin nörobilim/kuantum sentezi özgün bir çağdaş okuma denemesi — Kur'an'ın 'söyledikleri' değil.

İnsan beyninin prefrontal korteksi — gördüğü, duyduğu, hissettiği yani tecrübe ettiği eşyâ ve hâdiseleri, daha önce tecrübe ettiği eşyâ ve hâdiselerle ilişkilendirecek özelliklerini soyutlayarak (feature extraction) hippokampüs kısmına kaydeder, yazar.

Yani prefrontal korteks de materyal dünyada bir cins kalemdir. İnsanın iç dünyası için akıl bir cins kalem, hâfıza da bir cins Levh-i Mahfûz'dur.

نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ…ve devamı

Kalem 68:1-2

'Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. Sen, Rabbinin nimetiyle bir deli (mecnûn) değilsin.'

Ayrıca Alak Sûresi'nin devamında nâsiye (alın) vurgulanarak yine bu anlama işâret eder:

كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ لَنَسْفَعاً بِالنَّاصِيَةِ…ve devamı

Alak 96:15-16

'Hayır, kesinlikle öyle değil! Eğer gerçekten vazgeçmezse perçeminden (nâsiye) yakalarız. Yalancı ve yanlış yapan perçeminden.'

Rahmân Sûresi de Alak Sûresi'nin başındaki gibi bir semantik arka plan ile başlar: er-Rahmân, ʿallame'l-Kur'ân (Kur'an'ı öğretti), halaqa'l-insân (insanı yarattı), ʿallemehu'l-beyân (ona beyânı öğretti).

Devâmında 41. âyette de yine alının suçun planını yapan, ayağın da bu planı işleme koyan fonksiyonlarına işâret ederek şöyle buyurur:

يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمٰيهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْاَقْدَامِ

Rahmân 55:41

'Suçlular simalarından tanınır. Alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.'

Alınların plan yapma yeri olduğu anlamı için ayrıca Hûd Sûresi 11:55-56'ya bakılabilir.

Alak Sûresi'nin en son âyeti de zaten secde edip yaklaşmayı emreder. Yani hem fiziksel anlamıyla hem de metaforik, sembolik anlamla alnı, prefrontal korteksi, aklı ayakların bulunduğu yerle birleştirmek, Allah'a teslim olmak ve bu şekilde kişinin Rabbine yaklaşması istenir.

Âlem-i sağîr olan insanın fonksiyonları, insan-ı ekber olan kâinâtın yaratılışında da vardır. Bediüzzaman'ın bir çok yerde işâret ettiği, bazı yerlerde de açıkça anlattığı bir konudur bu.

…mâhiyet-i insâniye, şu kâinâtın bir misâl-i musağğarı olduğundan, âdetâ âlemde ne varsa insanda nümûnesi vardır.

[Emirdağ Lâhikası-II, 83. Mektup]

İşte bu tırnak kadar kuvve-i hâfızanın, bahr-i ummân gibi bir vüsʿati ve güneş gibi bir ihâtalı nûru… olmazsa bu hâl olamaz. Bu küçücük tırnak kadar hâfıza, Levh-i Mahfûz bir sahife-i kader ve kudreti olan Alîm-i Mutlakın, ilim ve hikmet ve kudretiyle, o Levh-i Mahfûz'un bir nümûnesini beşerin kafasında halk eylemesine kudsî bir şehâdet eder.

Bediüzzaman — Sözler (23. Söz) + Emirdağ Lâhikası-II (Felsufi aktarımı)

Ortak gözlem yaptığımız dış dünyada (âlem-i şehâdet) da akl-ı ekber ve akl-ı evvel fonksiyonunu ifâ eden bir mekanizma, uzun dönem hâfıza (long-term memory) fonksiyonunu edâ eden bir cins kitap / Levh-i Mahfûz / DNA, ve kısa dönem hâfıza (short-term memory) fonksiyonuna denk gelen bir cins bilgisayarın RAM'i / yazar-bozar tahta / Levh-i Mahv-u İsbât / mRNA bulunur.

Allah'ın ilk yarattığı şey kalemdir. (Yüce Allah kalemi yaratınca) ona: 'Yaz' diye emretti. (Kalem:) 'Ey Rabbim neyi yazayım' dedi. (Yüce Allah da:) 'Kıyâmet kopuncaya kadar her şeyin kaderini yaz!' buyurdu.

[Diğer rivâyet — Deylemî, Aclûnî, Ebû Nuaym, Cürcânî, Beyhakî]

Allah'ın ilk yarattığı şey akıldır.

Hadis — Tirmizî, Ebû Dâvûd, Ahmed b. Hanbel (Felsufi aktarımı)
Geçmiş (Klasik) ⇄ Gelecek (Kuantum)
اَلظَّاهِر + اَلْأَوَّل
Zâhir + Evvel — Geçmiş
Netleşmiş olgu, olay ve şeyler. Klasik mekanik davranış. Etkin nedensellik.
Parçacıklar, fenomenler
Geleceğe bakıp (telos) yazılır
Klasik mekanik
İki Kalem — Tek Levh-i Mahfûz
اَلْبَاطِن + اَلْآخِر
Bâtın + Âhir — Gelecek
Potansiyel, mümkinât, âlem-i imkân ve ilim. Kuantum davranış. Dalga fonksiyonu.
Kanunlar, imkânlar, dalga fonksiyonu
Geçmişe bakıp (effective cause) yazılır
Measurement problem — ölçüm problemi
Tecrübe → Soyutlama (Kalem) → Kayıt (Hâfıza / Levh-i Mahfûz)
TETİK
تَجْرِبَةtajriba
Tecrübe — Information
Gözlemlenen eşyâ ve hâdiselerin ham hâli. Henüz ilim değil.
HÂL
اَلْقَلَمal-qalam
Kalem — Soyutlama + Sembol
Prefrontal korteks / AI encoder / kader kalemi — bilgiyi sıkıştırıp sembollerle encode eder.
SONUÇ
اَلْحِفْظal-ḥifẓ
Hâfıza — Levh-i Mahfûz
Hippokampüs / DNA / Levh-i Mahfûz. İlmin kalıcı kaydı.

Özetle

Toparlayacak olursak, ilk âyetlerin bize yağdırdığı anlam yağmurunun bir damlasını şöyle gördük:

Oku — yani kâinâtta ve kendi içinde gördüğün yaratılan şeylere dair parça parça duran kavramları, konseptleri Yaratan Rabbinin ismi kontekstinde birleştir, aklet, Rabbine yaklaş.

Bak — O insanı asıl, öz itibariyle Rahîm isminin tecellîsi olan ana rahmine yapışıp asılan, sülük gibi anne kanıyla beslenmeye muhtaç olan alaktan yarattı.

Oku — Rabbin Ekremdir, varlığı en önemli şeydir, vâcibu'l-vücûd'tur, varlığı zorunludur. Ekrem olduğu için ikram eden, şereflendiren, önem kazandıran kaynaktır.

Seni de insanlığı da şekilsiz bir organizma iken, zikretmeye değer bir hâlde değilken, aldı tesviye etti, beyin verdi, beyinde prefrontal korteks gelişimi ile hippokampüse eşyâ ve hâdiseleri ve ötesindekileri soyutlayıp, isimlendirerek yazacak bir kalem — yani akıl vererek — hayvan üstü bir seviyeye yükseltti.

Hem potansiyel, mümkinât, âlem-i imkân ve ilim olan bâtın ve âhir isimlerinin kesiştiği ve bizim 'gelecek' diye isimlendirdiğimiz, maddeyle temas ettiği yerde kuantum mekaniksel davranışlar sergileyen dünyayı yazan; hem de netleşmiş olgu, olay ve şeyler olan zâhir ve evvel isminin kesiştiği ve bizim 'geçmiş' diye isimlendirdiğimiz klasik mekaniksel davranış sergileyen dünyayı yazan kader kalem ile bilmediklerini öğretti.

Rabbu'l-Âlemîn olan Allah, insana bu kader yazılarını okutup yazdıran akıl kalemiyle bilmediklerini öğrettiği için, yaratılanlar arasında ekrem bir konuma getirdi.

Alak Sûresi'nin buraya kadarki âyetleri itikadî ve hissî bir zemin inşâ ediyor; kişinin iç dünyası, dışarıdaki gözlem dünyası ve Rabbi arasında bir bağ kuruyor. Devamındaki âyetler de Allah'a yaklaşmak için tutulması gereken iç tavır, dış dünyaya karşı aksiyon ve Rabbimiz ile kurmamız gereken ilişkimizi anlatacak.

Uzun bir yazı oldu — ama dikkatle bakılırsa, Kur'an'ı kâinât kitabıyla, kâinâtı da Kur'an kitabıyla okumak için bir yandan da yeni terminoloji ve dil geliştiriyoruz.

Yazara Teşekkürlerimizle

Bu yazı, Felsufi'nin sıfahi izni ve cömertliğiyle QuranCodex'te yer alıyor. Yazıdaki yorum ve sentezler tamamen yazarın şahsi tefekkürünü yansıtır; QuranCodex bu metinleri bir düşünce daveti olarak saygıyla aktarır. Orijinal metin Medium'da yayımlanmıştır.