وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ لٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ۠ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
“O'ndan başka ilah yoktur. O'nun yüzünden (zatından) başka her şey helâk olucudur. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz.” — Kasas 28:88
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
“Üzerindeki her şey yok olucudur.” — Rahmân 55:26
وَيَبْقٰى وَجْهُ رَبِّكَ ذُوالْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِ
“Celâl ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü bâki kalacaktır.” — Rahmân 55:27
هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ۟
“Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için var etti. Ayrıca es-semâya yönelip (istivâ) onu yedi sema olarak düzenledi. O her şeyi bilendir.” — Bakara 2:29
Lokal, locus kökünden gelir; belli bir yer, bir nokta anlamındadır. Türkçeye bazen yerel diye çevrilir. Global bunun zıddı olarak kullanılır — küresel, bazen evrensel/universal. Fizikte lokallik prensibi, bir objenin yalnızca hemen yakın çevresinden etkilenmesi anlamında tanımlanır ve nedenselliğin ışık hızıyla sınırlandırılmasına bağlıdır. Burada bu kavramı biraz daha genel bir anlamda, topolojik açıdan ele alacağız: şeyleri uzayda, zamanda veya ilişkiler dünyasındaki komşulukları, yan yanalıkları, yakınlıkları üzerinden.
Önce kısaca tanım yapıp sonra benlik kavramına değineceğiz — çünkü lokal-global perspektifler benlik kavramı ile beliriyor. Daha sonra iyilik-kötülük, tesadüf/random, irade-kader ilişkisi gibi nice fenomeni bu ortak çerçeve (framework) ile anlamaya çalışacağız. Bu yazı tüm bu konuları detaylarıyla taşıyamaz; kısaca değinip gerisini okuyucunun istifhamına havale edeceğiz. Niyetimiz lokal ve global kelimelerini sözlük anlamından alıp kavramsallaştırmak, ileride çok referans vereceğimiz terim anlamına — ıstılaha — çıkarmak.
Lokal ve Global Perspektif Nedir?
Lokal perspektif derken kastettiğimiz, gerek uzayda, gerek zamanda, gerekse ilişkiler dünyasında sınırlı, kısıtlı bir çerçeve içinden konuya bakılmasıdır. Zıddı olarak kullandığımız global ise — bazen evrensel de diyebiliriz — uzayda, zamanda ve ilişkiler dünyasında sınırı olmayan, her şeyi kapsayan geniş bir perspektifle konuyu ele almaktır.
Ufak bir not: henüz benlik kavramını anlatmadık ama perspektifi genişletirken bazen 'ben'in kapsamı da değişir. Lokalden globale geçtikçe aileyi, toplumu, insanlığı, tabiatı, varlığı — ve belki tamamen silinip fenâfillâh mertebesinde her şeyin ötesini — algılayabiliriz.
Vücud (varlık) hayr-ı mahz, adem (yokluk) şerr-i mahz olduğuna, bütün mehâsin ve kemâlâtın vücuda rücûu ve bütün maâsi ve mesâib ve nekàisin esâsı adem olduğu delildir. — Yirmialtıncı Söz
Peki mutlak global bir perspektif — tüm zamanları, tüm mekânları ve parça-bütün ilişkilerini aynı anda değerlendirecek bir bakış — insan için mümkün müdür?
Mutlak evrensel bakışa ulaşmak insan zihni ve hisleri açısından mümkün olmayabilir. Ancak herhangi lokal bir çerçeveyi biraz genişlettiğimizde, o da hâlâ lokal olsa bile, önceki dar çerçeveden daha geniş ve globale daha yakındır. Anlamların daha geniş çerçeveye geçtiğindeki dönüşümünün yönüne bakarak mutlak globalde nereye evrileceğini tahmin edebiliriz — tıpkı calculus'ta limit alarak bir fonksiyonun sonsuzdaki davranışını çıkardığımız gibi.
Benlik (Ene) — Varlığa Çekilen Hayalî Sınır
Ene, künûz-u mahfiye olan esmâ-i İlâhiyenin anahtarı olduğu gibi, kâinatın tılsım-ı muğlâkının dahi anahtarı olarak bir muammâ-i müşkülküşâdır. — Otuzuncu Söz
Lokal perspektiften bakarken, bazen açıktan (explicit) bazen ima ederek (implicit), bir takım şeylerin, kavramların, ilişkilerin etrafına hayalî bir sınır çizeriz. Bir ağacın sararıp düşen yaprağına odaklanınca — sadece o yaprağın etrafında dar bir zamanda, birkaç ilişkiyi düşününce — hüzünlenebiliriz. Yaprağı ağaçtan ayrı, ağacı tabiattan ayrı, tabiatı varlıktan ayrı tahayyül ettiğimiz sürece hep sınır çiziyoruz demektir. Bu sınırların çizilmesi kötü bir şey değil, kullanışlı bir araçtır. Ancak gerçek olduğunu farz etmek insanı yanıltır; düşünce ve his sıhhatine zarar verir, kâinatı, kendini ve yaratıcısını anlamlandırmakta zorlanır.
Dışarıda yaprağı ağaçtan ayıran sınırın kaynağı — ve çektiğimiz sınırların en önemlisi, aslında esası — iç-dış ayrımı yaptıran sınırdır. Bu iç dünya / dış dünya ayrımını yaptıran sınıra benlik (ene) diyoruz. Bediüzzaman'ın ene'yi anlatırken kullandığı vâhid-i kıyasî kavramı da, lokal perspektifteki bakışla (cüz'î nazar) ortaya çıkan; varlığı göreceli, geçici, tebeî olan ama kavram olarak kullanışlı bir zihin objesidir.
Fakat vâhid-i kıyasî, bir mevcud-u hakikî olmak lâzım değil. Belki, hendesedeki farazî hatlar gibi, farz ve tevehhümle bir vâhid-i kıyasî teşkil edilebilir. — Otuzuncu Söz
TED konuşmalarının en çok izlenenlerinden biri, nörobilimci Jill Bolte Taylor'ın My Stroke of Insight konuşmasıdır. Taylor, yaşadığı beyin kanamasını bir nörobilimci olarak içeriden gözlemler ve benlik silinince deneyimlediği hâli aktarmaya çalışır: sağ yarım kürenin bilinci üzerinden çevredeki enerjiye bağlı bir varlık olduğunu, sol yarım küre “ben” dediği anda ise ayrıldığını, etrafındaki akıştan kopup tek başına katı bir birey hâline geldiğini anlatır.
Taylor'ın konuşması 2008'den; o günden bu yana nörobilimde yeni gelişmeler oldu. Yaşadığı deneyimin sebebi muhtemelen Default Mode Network (DMN) diye bilinen bir nöral ağın kanama nedeniyle baskılanmasıydı. Kişiye benlik hissini de kazandıran DMN aktivitesi; antidepresan, meditasyon, psilocybin, ve kıllet-i taâm, kıllet-i kelâm, kıllet-i menâm, uzlet ani'l-enâm (az yeme, az konuşma, az uyuma, halktan uzlet) ile de baskılanabilir — 'ben'liğin her şeyi lokalize eden sahte duvarlarını yıkıp varlığın bütüncül hakikatine dair yeni bir perspektif sunabilir.
Kötülük Lokaldir, Cüz'îdir
Kur'ân-ı Hakîm'de Cenâb-ı Allah beşeri yeryüzünde halife kıldığını belirtince, melekler beşerin kan döküp fesat çıkaracağını söyleyip hikmetini sormuşlardı. Cevaben “ben sizin bilmediklerinizi bilirim” diyerek, meleklerin perspektifinin eksik, yani lokal kaldığını; bakış çerçevelerinde bilmedikleri ilişkiler olduğuna işaret etmişti.
وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنِّي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَلِيفَةً قَالٓوا اَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمٓاءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ اِنِٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
“Hani Rabbin meleklere: ‘Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yapıyorum' demişti. Onlar da: ‘Biz seni hamd ile tesbih eder ve takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek birini mi yapıyorsun?' dediler. (Allah:) ‘Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim' dedi.”
Şerler, kubuhlar, noksanlar… hüsünlerin, hayırların, kemallerin mertebelerini, nevilerini, kısımlarını göstermeye vesile olsunlar ve hakaik-i nisbiyenin vücuduna bir mukaddeme ve bir vâhid-i kıyasî olsunlar diye… tebeî olarak yaratılmışlardır. — İşârâtü'l-İ'câz
Bediüzzaman başka bir yerde, bilimlerin küllî kaidelerine — yani evrensel prensiplerine — bakarak, globalde hayır, hüsün, güzellik ve mükemmellik olduğunu söyler. Şer, kubh, çirkinlik, bâtıl, fenalık ise cüz'îde, vâhid-i kıyasî olarak, yani lokal perspektifte ortaya çıkar der: çirkinlik çirkinlik için kâinata girmemiş; güzelliğin bir hakikati çok hakikatlere inkılâp etsin diye bir ölçü birimi olarak hilkate girmiştir.
Konumuz asırlarca kelâmcı ve felsefeci tarafından tartışılmış kötülük problemi değil; onu ayrı bir yazıda ele alalım. Burada lokal-global çerçevesinden şunu izah ediyoruz: benlik, kötülük, rastgelelik gibi bir çok kavram ontolojik temelde birer hakikat değil, göreceli ve zihnî birer araç olarak kullanılıyor.
Rastgelelik (Randomness)
Gündelik hayatta random / rastgele kavramını amaçsız, hedefsiz, hikmetsiz anlamlarında kullanıyor olabiliriz. Ancak teknik olarak bu yanlış bir kullanımdır. Bilimde random variable dediğimiz şey, aslında incelediğimiz sistemin dışındaki etkilerin bir modelidir. Her random düz (uniform) ya da normal (Gaussian) dağılım değildir; random değişkenlerin bile kendi içinde bir yapısı vardır.
Dikkatsiz insanlar teknik anlamdaki random ile gündelik anlamdaki hikmetsiz randomu şurada kesiştirip yanlış hükme varırlar: bir sistemi tarif ederken deterministik kısımlarını mekanizmaya, indeterministik kısımlarını random değişkenlere verirler; sonra “sistemi açıklamada gaye, hikmet gibi kavramlara gerek yok” derler. Bir adım daha atıp “o hâlde sistemde gaye, hikmet yoktur” sonucuna ulaşırlar.
Hâlbuki sistemin mekanistik açıklamasında hikmetli olduğu varsayımına gerek olmayabilir — ama gerek olmaması, hikmetsiz olduğu sonucuna götürmez. İnsanların davranışlarının toplumsal ortalamasını tahmin edebiliyoruz diye bütün insanların amaçsızca hareket ettiğini söyleyemeyiz.
Kısmî bilgiye sahip olduğumuz her sistem, bilgi eksikliğine göre lokaldir; bu yüzden mutlaka random değişken kullanarak açıklamaya çalışırız. Kuantum mekaniğindeki belirsizlik de bu yüzden, kâinatın kapalı bir sistem olmadığını — Yaratıcı'nın tercih ve iradesini içine alamadığı için en temel seviyedeki bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir belirsizlik olması gerektiğini — gösterir.
Şimdilik Sonuç
Bu yazıda bir zihin aracı olarak Lokal Perspektif ve Global Perspektif kavramlarını anlatmaya çalıştık; bunu yaparken benlik, kötülük problemi, rastgelelik gibi temel konular üzerinden örnekler verdik. Uzatmamak için değinmediğimiz Meşîet (lokal) – İrade (global) ayrımı, şuur, gözlem (şuhûd), fıkıhtaki umumî ve hususî hükümler ve daha nice kavramı bu zihin objesiyle daha iyi anlamak mümkün.